• Sokağımda Tarih Yazıyorum

    Yadsınamaz ölçüde önemli bir geçmişe sahip kentimizin tarihine canlı şahitleriyle ışık tutuyoruz ...! İzmitin en eski ve en köklü 21 mahallesinde yaşayan ve mahallenin geçmişine tanıklık eden kişilerle yapacağımız röportajlardan oluşacak olan proje, genç neslin bugünlerini ve kendi kimliklerini tanıma, kent tarihini bilerek çevreyi anlama, kentsel ve ortak mirasın bilincinde olma ve farklı sosyoekonomik ve kültürel gelen gençlerin, kent tarihini araştırarak birlikte bir gelecek inşa etmelerine katkıda bulunacak. "Sokağımda Tarih Yazıyorum" projesi, Devamını oku
  • 1

İzmit Tarihçesi / History of Izmit

İzmit İlkçağda “Bithynia” ismi verilen bölge dahilindedir. İÖ 1200-800 arası karanlık dönemde Anadolu’da Hitit egemenliği sürerken, Bithynia da Kaşka halkının yaşadığı düşünülmektedir. Bu dönemden günümüze yazılı belge kalmamıştır. Deniz kavimleri istilası olarak adlandırılan olay sonrasında, Frig halkı önderliğinde Trakh topraklarından gelen, Trakh kökenli Bithynler ve Thynler bu bölgeye yerleşmiş ve esasen Bithynia ismi bu dönemde ortaya çıkmıştır. İÖ VIII yy. sonlarında Helenler Anadolu kıyılarında koloniler oluşturmaya başlamıştır. Bunlardan biride Megaralılar tarafında kurulan Astakos’dur.

Megaralı denizciler tarafından kurulan Astakos, yörede kurulduğu bilinen ilk yerleşmedir. Astakos İÖ VIIII yy. sonlarında ( İÖ 712-711) İzmit’in güneyinde Baş iskele mevkiinde Megaralılarca kurulmuş bir Helen konisidir.  Astakos deniz ve kara ulaşımına uygun olduğundan bir liman kenti olarak gelişti. Astakos paralarının bir yüzünde kentin koruyucu tanrısı Olbia, diğer yüzünde kentin simgesi ıstakoz betimi yer aldı. Yunanca’da Astakos kelimesi, İzmit Körfezinde çok sayıda avlanan bildiğimiz deniz hayvanına delalet eder.

Astakos sikkelerinin arka yüzlerinde görülen kadın başı, bu havalinin perisi olan Olbianın olması, Antik çağın meşhur coğrafyacısı Skylaks, Astakos isimli bir yer zikretmekte, onun yerinde “Olbia”yı göstermekte bundan “Astakos” ile “ Olbia” isimlerinin, aynı yerin muhtelif zamanlarda kullanılmış iki ismin olduğu anlaşılır. Böylece Olbia-Astakos-Nikomedia isimlerini alan bu günkü İzmit’in ilk olarak İÖ 712 yılında tarih sahnesine çıkmış olduğu görülür.

İÖ VIII. yy. ilk dördünde Trenlerin Bithynia’dan geçtikleri sırada Astakos’un da yağma edildiği fakat yinede Megaralalıların diğer bir kolonisi olan Kalkhedon  ( Kadıköy ) tarafından tekrar iskan edildiği anlaşılıyor. İÖ 680 yılında kurulan devlet Lidya Krallığındır. Frigyadan daha başarılı olan Lidya Krallığı Marmara Denizine ve İzmit Körfezinin güneyine doğru genişlemeye başladı. Karadanda Marmara’nın güney kıyılarına doğru ilerileyerek önemli ticaret kenti olan Astakos’u aldılar.  Kocaeli ve Bursa yöresinin verimli topraklarını da alarak güçlenen Lidya Devleti, İÖ 546 da Perslerin saldırısınsa uğradı ve yenildi. Persler Astakosu’da ele geçirdiler. Astakoslular İÖ 435 te yoğun Pers baskısına karşı çıktılar ve Atinalıların, Perslerin denizde yayılmasını önlemek için kurdukları Attika – Delos Deniz birliğine girdiler. Bu dönem, Diodalses’in Bithynia halkını tekrar bir araya topladığı dönemdir.

Büyük İskender Pers ordularını Granikos çayı kıyısında büyük bir bozguna uğratmasından sonra İÖ 334 de İskender ordularının geçtiği yol üzerinde bulunmayan Bithynia, böylece Pers-Makedonya savaşlarından zarar görmemişler ve İÖ 326 de bağımsızlarını ilan etmişlerdir. İÖ 326-279 yılları Bithynialıların genişleme yılları oldu. Bu dönemde Karadeniz kıyısındaki Yunan Kolonisi olan Herekleia’yı ( Ereğli ) ele geçirmek istedilersede başarılı olamadılar.

Bithynia Kralı Bas’ın ölümünden sonra yerine geçen büyük oğlu Zipoites, bölgenin Hellenistik dönem genel yapısı içerisinde ki ilk kral ünvanını alır ve bölge bu dönemde  hellenize olmaya başlar. Zipoites’in ölümü sonrasında yerine oğlu I. Nikomedes geçer (M.Ö 280).

O yıllarda orta Avrupa’dan gelerek Marmara’nın kuzeyinde toplanmakta olan Galatlar güçlü duruma geldiler. Nikomedes onlara, Trakya’dan Anadolu’ya çağrısında bulundu. Galatların Anadolu’ya geçmesi ile başlayan yağma sonrasında Bithynia halkı ile toprakları da yağma  ve yıkımdan büyük zarar gördüler. Nikomedes onarılamayacak kadar zarar gören Astakos’un karşısında İzmit’in bulunduğu yerde savunma açısından daha güvenli yeni bir kent kurdu. Bu kentte Nikomedia adı verildi. Bu kent Bithynia’nın  başkenti yapıldı. Nikomedia 150 yılda büyük bir Helenistik kenti durumuna geldi.

III. Nikomedes döneminde ( İÖ 94-74 ) Bithynia Roma egemenliğine girdi. Romanın Asya valisi Bithynia’yı imparatorluğa kattı. Valinin görevlendirdiği Pompeius Bithynia’nın bütün hazinesinin ve sanat eserlerini Roma’ya gönderdi. Böylece 252 yıllık Bithynia Krallığı da tarihten silindi.

Nikomedia ve çevresi Roma döneminde Pontus Krallığı ile yapılan savaşlar sonucunda, kent zarar görmüş ve onarılmıştır. İmparator Augustus ve Tanrıca adına birde tapınak yaptırıldı.

İmparator Traianus, M.S.111 yılında bölgeye vali olarak genç Plinius’u atar ve bu dönemde Plinius, kentin imarı adına bir çok düzenleme yapar. Özellikle su sistemi konusunda Plinius’un etkisi büyük olur. Bu döneme ilişkin aldığımız bilgiler Plinius ve Traianus arasında geçen mektuplardan anlaşılmaktadır.

İmparator Hadrianus 123 depreminde yıkılan Nikomedia’ yı onarttı, kendisine kent meclisinde “ Restitutor Nicomedia” ( Nikomedia’ yı yenileyen ) sanı verildi.

İmparator Caracalla döneminde kentte bir hipodrom  ve gimnazyum  yaptırıldı. Gordonius döneminde kentin kuruluşunun  500. yılı dolayısıyla bir yıl süren şenlikler gerçeklerştirildi.

İmparator Valerianus döneminde ( 253-260 ) Balkanlar üzerinden, Ön Asya ya giren Got akıncıları, Bizantion’a ulaştıktan sonra 256 da Kalkhedon’a  geçtiler.      Karadan Nikomedia’ya giren istilacılar kenti yağmaladılar. Daha sonra Prusa’ya (Bursa) giden Got akıncıları aynı yoldan geri dönerken, Nikomediayı ve Nikaia’yı (iznik) yeniden yakıp yıktılar.

Diocletianus (M.S 284-305) Roma İmparatorluğu’nun Augustus’u olduktan sonra, İmparatorluk topraklarının çok geniş bir alana yayılması, yönetim şeklini değiştirmesine neden olmuştur. Tetrarşi denilen dörtlü yönetim sistemini kurması ile kendisini Doğu Roma bölgesinin Augustus’u ilan ederek Nikomedia’ya yerleşir ve Nikomedia’yı Roma İmparatorluğu’nun başkenti yapar.

Bu dönemde Gotların yıktığı kent onarıldı. Kent doğuya kaydırıldı ve surları yeni bölgeyi de içine alacak biçimde yenilendi. Nikomedia da hipodrom, saray,tapınak hamam, resmi yapılar, darphane ve tersane inşa edildi. Nikomedia; Roma, Antiokheia (Antakya), Aleksanderia (iskenderiye) den sonra 4.ncü büyük kent halini aldı. Kentte bir Demeter Tapınağı, bunun iki yanında da sekizer sütunlu imparator tapınakları bulunuyordu. Alanda ayrıca bir sunak ve bir Demeter heykeli vardı. Alan, bir kolonlu caddeyle limana bağlanıyordu.

Kent surlarının, su kemerlerinin, bir anıtsal çeşmenin, bir su sarnıcının kalıntıları dışında Roma dönemi yapıtları günümüze ulaşamamıştır.

IV. yy. başlarında Hristiyanlığın Roma sınırları içinde yaygınlaşmasında yeni bir gelişme oldu. Valerius Licinus’a yenilen imparator Daia Maksiminus, putperes olmasına rağmen halkı kazanmak için Hristiyanlık  yandaşı bir politika izledi. Nikomedia Valisinden Hristiyan tutukluları serbest bırakmasını istedi. Bir fermanla Hristiyanlığın resmen kabulunda önemli bir adım atılmış oldu. Ancak Putperestler fermana karşı çıkmış ve Hristiyanları Nikomedia’dan sürdürmüşlerdir.

İmparator Galerius, dünyada bilinen ilk hoşgörü fermanını 30 Nisan 311 yılında o dönemdeki adıyla Nicomedia[İzmit]' dan yayınlamıştır. İzmit’ ten yayınlanan hoşgörü fermanının bir başka özelliği de, 313 yılında Milano’da tüm dinleri kapsayacak şekilde genişletilen 2. fermana ilham olmasıdır. Nicomedia’dan yayınlanan bu iki hoşgörü fermanı sayesinde dünyada hoşgörü olgusunun temelleri atılmıştır.

 

323 de imparator Konstantius, rakibi Licinus’u Krizopolis’te ( Üsküdar da) yenmiş ve onu Nicomediaya sürmüştür. Kazandığı bu zaferden sonra Nicomedia’da karısı ve kızı için birer saray ve bazilika yaptırmış. Buna karşı Nikomedianın başkent ünvanını kaldırıp Bizantion’u Konstantinopolis ismi ile başkent ilan etmiştir ve Nikomedia’nın önemi azalmaya başlamıştır.

24 Ağustos 358 tarihinde bir deprem meydana geldi. 50 gün süreyle kentte yangınlar devam etti. Aralık 362 de tekrarlayan deprem sonrasında Nicomedia’da ayakta kalan son yapılarda yerle bir oldu.

VIII.Yüzyılda Persler ve Arapların Bizans’a yaptıkları saldırılarda  İzmit çevresi yeniden yağmalanmıştır.

XI.Y.Y. Nikomedia, Anadolu’yu istila eden Türklerin egemenliğine girdi. Kutalmış oğlu Süleyman Şah ile kardeşi Mansur Suriye’den Anadolu’ya girdi. 1075 de İznik’ i aldılar. Burada Anadolu Selçuklu Devletini kurarak bağımsızlığını ilan ettiler, 1078 senesinde kutalmışoğlu Süleyman Şah Nikomediayı sınırlara kattı. 1085 te Bizans imparatoru Alexios harekete  geçerek yapılan savaşlar sonunda Nikomedia ile birlikte Marmara’nın güney kıyılarını geri aldı. 1096 da Bizansa gelen Haçlı ordusu İzmit Körfezi içindeki bütün köyleri ve Nikomedia’yı yağmaladı. Nikomedia 1101 de ikinci Haçlı seferine katılan ordunun bir kolu tarafından istila edildi. Dorilaion (Eskişehir) üzerine yürümek üzere kentten ayrılan Haçlılar,Türklerin direnişi ile karşılaştılar. Yağmayı Bizans topraklarına yönelten Haçlı orduları gerek Bizanslılar, gerekse yerli halkı tarafından kovuldu. XIII. yy. başlarında imparator II. İoannas Stratiotes, topraklarını yeniden düzenlemeye girişti ve Sırbistan dan getirdiği peçenek ve Sırp esirlerini Nikomediaya yerleştirdi. 1337 yılına kadar Bizans’ın egemenliğinde kaldı.

1287 yılında İnegöl tekfurunu Domaniçte yenerek Bursa topraklarına giren Osman gazinin yolundan giden oğlu Orhan Gazi 1326 da Bursayı aldı. 1327 de Akçakoca Bey, Kandıra-Karamürsel ile birlikte İzmit Körfezinin güney bölümünü aldı.

1330 yılında İznik teslim alındı ve bir yıl sonrada İzmit alındı. Ancak Bizans’ın yardımı ile kente ulaşınca kuşatma kaldırıldı.

Osmanlıların ele geçirdikleri yörelerde halka iyi davranmaları, İzmit yakınındaki kalelerin  büyük bir bölümünün 1333 yılında kendiliklerinden teslim olmasını sağladı. 1337 yılında kentte açlık baş gösterince ele geçirilebildi. Bu tarihten sonra İzmit Osmanlı sancağı oldu. İlk sancak Bey’i Süleyman Paşa oldu.

1402 yılında Timur’un Ankara Savaşını kazanması sonrası kentin üzerine gönderdiği Mirza Ebubekir komutasındaki orduya İzmit halkı karşı koydu. Timur  ile anlaşarak Rumeli’de padişahlığı ilan edilen Süleyman Çelebi Bizanslılarla anlaştı. İzmit’i 1403 yılında Bizans’a bıraktı. Musa Çelebi, Süleyaman Çelebiyi saf dışı bırakarak sultanlığını ilan etti. İzmit yeniden ele geçirildi. Bu arada Musa Çelebinin kardeşi olan Mehmet Çelebi Bizans desteği ile ağabeyini yendi ve 1413 yılında hükümdar oldu.

1413 ile 1421 yılları arasında kent bayındır duruma geldi.

14 Eylül 1509 yılında İstanbul ve İzmit’te büyük bir deprem oldu. İzmit’te o zaman Süleyman Paşa medresesi başta olmak üzere 5 camı, 300 ev bütünüyle kentin deniz kıyısındaki surlar onarılamayacak biçimde yıkıldı. 1512-1520 yıllarında Yavuz Sultan Selim zamanında defterdar Abdüsselam Efendi de İzmit’teki  tersaneleri onararak çalışır duruma getirdi.

1592 yılında İstabulda da vuku bulan veba salgınının İzmit’e sıçraması ile hayat kentte felce uğradı. Dükkanlar 6 ay kapalı kaldı ve İstanbul ile Anadolu’ya ulaşım durdu.

1621 yılında geçen şiddetli kış İzmit körfezinin bitim yeri dondu. Temel gereksinim maddelerinin azalmasından dolayı fiyatlarda büyük artışlar oldu.

1648-1687 yıllarında IV.Murat zamanında Gürcü Abdünnebi çevresinde toplandığı güçlerle İzmit üzerinden İstanbul’a yürüdü. Devlet yöneticileri, İzmit’te siperler kazdırarak ve gemilerle İstanbul’dan asker göndererek ayaklanmayı bastırmaya çalıştılar. Üsküdar’a kadar ilerleyen Gürcü Abdünnebi yenileceğini anlayınca geri çekildi ve 1659 tarihinde öldürüldü.

1651 yılında ayaklanan Abaza Hasan Ağa, İzmit ve çevresini yağmaladı. Ayaklanma bastırıldıysada İzmit büyük zarar gördü.

1703-1730 yıllarında III.Ahmet zamanında İzmit Damat İbrahim Paşa tarafından onartıldı. 22 Mayıs 1766 yılında iki ay süren depremler sırasında İzmit Büyük ölçüde yıkıldı. Tersane kullanılamaz hale geldi. XIX. Yy. la kadar kentte durgun bir yaşam sürdü.1843 yılında İzmit-İstanbul arasında düzenli vapur seferleri başladı.

1843 yılında Anadolu – Bağdat demiryolunun ilk etabı olan Haydarpaşa-izmit demiryolu hizmete açıldı. 1880 yıllarında kentin ticaret yaşamı canlandı. İzmit’te Feshane, Çulhane, Herekede Halıhane bulunmaktaydı. Bu senelerde kent nüfusunun çoğunluğu müslüman Türkler oluşturuyordu. Ermeni Rumaların yanında Yahudi azınlıkta vardı. 1855-1864 yılları arasında Çerkezler Müslüman nüfusuna katıldı.

1877-1878 yıllarında cereyan eden osmanlı – Rus savaşı sırasında Rumeli ve Doğu karadeniz’den göç eden Müslüman toplulukları yöreye yerleşti. 1888 yılında İzmit Mutasarrıflığı adıyla İzmit’te  bağımsız sancak adına geldi. İlk Mutasarrıf Selim Sırrı Paşa halkı ile beraber kentte bayındırlık faaliyetlerine başlattı. Yollar açıldı sıtmaya yol açan bataklıklar kurutuldu. Dönemin mimarı özelliklerini yansıtan yapılar yapıldı.

XIX. yy. sonlarında batılı devletlerin misyoner etkinliklerinin yoğunlaştığı yörelerden biri olduğundan kentte ve çevrede çok sayıda azınlık okulu ile bir Amerikan okulu, Fransız okulu bir Cizvit okulu bulunuyordu.

10 Temmuz 1894 yılında meydana gelen depremle kentte hasar meydana geldi.20 Kasım 1918 de İzmit İngilizlerin işgaline uğradı 27 Ekim 1920 de Yunanlara devredildi. 28 Haziran 1921 de İzmit işgalden kurtuldu.

Cumhuriyetin ilanından sonra 20 Nisan 1924 tarihinde Kocaeli ili kurtuldu. Kentte ve ilin genelinde sanayi kesimi  her dönemde ülke ortalamasını aşan bir etkinliği olmuştur. 1960 yıllarında sanayileşmede çok büyük bir patlama yaşanmıştır. Özellikle kağıt, petrokimya ve rafineri gibi teknolojilerin kullanıldığı üretim merkezleri nüfusun sosyal ve kültürel yapısında değişim yaratmıştır. Ortaya çıkan iş imkanları kente göçü hızlandırmış, bu göçlerden İzmit kenti de payını almıştır.

 

 

 

HISTORY OF IZMIT

The grounds of İzmit was called “ Bithynia” in the ancient times. Bithynia was inhabited by Bebrykes in the Dark Ages ( B.C. 1200-800 ). However we have no extant writting document from that time.

Bebrykes was repllaced by Bithynians between X.and VIII.centuries B.C. By the end of VIII.century B.C. the Greeks started founding colonies in the coasts of Anatolia. One of them was Astacos whick  was founted by Megarians.

Phrygians whick was called Brygians in the native land Thrace inhabited the inner and western Anatolia.They lived there long time without setting up any political organization and failed exercising supremacy over the region. The primal reason of this failure was the resistance of Megarian sailors who settled in the region at that time.

Astacos that was founded by Megarian sailors is the first settlement in the region. It is founded in the south of İzmir, a location that is called Başiskele today, by the end of VIII.century B.C.(B.C. 712-711) and flourished as a port town. On the one side of Astacos coins Olbia, the founder god, is depicted the other side representes a lobster that is the symbol of town. The word of Astacos in Greek comes to mean any of several ediple marine crustaceans that were fished here profusely at that time.

Skylaks, the renowned geograpter of the period mentions Olbia in his work instead of Astacos. That means that two words, Olbia and Astacos used interchangeably to define the same place. İzmit with the anchied names of Olbia Astacos and Nicomedia came to historical scene in 712 B.C. 

Phrygia failing to hold out against the Gimmirai raids,fell down gradually with its military and political organizations in a perod of 695-625 B.C.

It is well understood that while Trers passing through Bithynia in the first quater of VII. Century B.C. Astacos was also plundered but it was soon founded by Khalkedon the other Megarian colony again. The Lydian kingdom was founded in 680 B.C. in the region. It flourished more rapidly than Phrygian Kingdom and expanded its grounds toward Marmara sea and the south of İzmit Gulf by taking Astacos in its sovereign.  Astacos held out the fierce attacks of persian soldiers in 435 B.C. and participated in Attica-Delos sea unity. However it was soon dominated by Athens naval force.

Bithynia proclaimed indepence in 344 B.B. just after Alexander the Great had routed the Persian army in Granicos creek. Bithynia was not harmed by Persia-Macedonia war thanks to its location. Expansion of Bithynia had become moro outstanding in the period of 326 279 B.C.It triod to capturo. Herecleia ( at present Ereğli) a Grek colony on the coasts of Blacksea but failed.

After the death of Zipotes, the king of Bithynia his older son Nicomedes ascended the throne( 279-250 B.C ) kiling all his siblings. Zipotes the only brother who was saved from the massacre, set up an exile government in the west of Kocaeli northern part of Bithynia by reaching an agreement with Seleucids.

The Galatians who came from the middle European regions and gathered in the northern parts of Marmara were getting strong,Nicomedes intived them into Anatolia from Thrace. The people of Brithynia was much injured by the Galatian demolition. Nicomedes founded Astacos again in the place whick is across the demolished town and it was called Nicomedia after its founder. The town had become the capital of Brithynia. Nicomedia was grown into a substantial town in the Helenistic world in 150 years.

During the period of III.Nicomedes (94-74 B.C.) Bithynia went under the Roman soverign. The Asian governor of Rome annexed the territory to Roman Empire. Pompeius who was charged with the Roman Emperor sent the all treasures and art works of Bithynia to Rome.

By this event the Kingdom of Bithynia had come out of historical scene after having of 252 years existence.

The town and its surroundings had been damaged and repaired during the wars with Pontus.

A temple was builded in the name of Emperor Augustus and the Godess. Emperor Hadrianuıs

Repaired the town after the earthquake in 123 A.D. He was titled by “Restitutor Nicomedia” (the Restorer of Nicomedia) in the town assembly.

During the power of Emperor Caracalla a hippodrame and a gymnasium were built in the town. Celebrations for the 500.anniversary of foundations were held during the power of Emperor Gordonius.

The Ghot raides that entered Asia Minor during the soverian of Emperor Valerianus (253-260 A.D.) coming from the Balkans reached to Bizition and plundered it. While returning after the demolition of Bursa the Ghot raiders destroyed Nicomedia and Nicaea (İznik) again.

Emperor Diocletianus (284-305A.D.) proclaimed Nicomedia as the capital of Eastern Rome. During this period the town was restored after the Goths invaders.

Meantime the location of the town slid towards East and the city walls were renovated in the way of including the present location. During this period a hipprome, a palace, a temple, a bathhouse,a mint, a shipyard and various official buildinas were built in the town. Nicomedia was now the fourth great city in Roman Empire after Rome, Antiokheia(Antakya) and Alexandria. A temple for the godess Demeter and Imperial temples with each eight columns on both sides of it as well as an altar and a Demeter statue were outstanding in the town at this time. The Agora connected to port by a way with one colon.

The works from the Roman period are not extant at present day except the relics of city walls, aqueduct, a monumental fountain and a cistern.

A new development was observed by the beginning of IV.Century A.D. during the efforts of preaching Christianity. Emperor Daia Maximinus who was defeated by Valerius Licinus had become a supporter of Christiannity in spite of being a pagan to curry favor with people. He asked for the governor of Nicomedia to set the Christians under arrest free. He took a substantial step with a decree in offical approval of Christiany. However the pagans opposed to the decree and managed to exile the Chrisrians from Nicomedia.

Emperor Constantine defeted his rival Ucinus in Krizopolis(Üsküdar) and exiled hinm to Nicomedia. After the victory Constantine built a palace and a basilica in Nicomedia for his wife and daughter respectively. However he tried to intensify his efforts on Bizantion more then Nicomedia.

In 24 August 358 an earthquake in the region. Destructives fires lasted for 50 days much damaged the town.

Another earthquake occured in December 362.A few buildings which survived from the previous earthquake were demolished.

Rome Empire was divided into two by Tedosius I.İn 395 and Nicomedia was included Eastern Rome Empire whose capital was Constantinopolis. As Costantinopolis (İstanbul) had become the capital Nicomedia’s importance was decreased.

İzmit and its surroundings were plundered again by the Persian and Arabic raiders in VIII.century.

Nicomedia was under dominance of Turks who had invaded Anatolia in XI century. Süleyaman Shah, son of Kutalmış, and Mansur his brother came int Anatolia from Syria. The held of Niceaea (İznik) in 1075. Here they proclaimed the independence of Anaolian Seljuk Empire İn 1078 Süleyman Shah took Nicomedia into his Empire. However in 1085, Byzantium emperor Alexios regained the southern coast of Marmara as well as Nicomedia.

The Crusaders plundered all the villages and Nicomedia which located in the İzmit Gulf. Nicomedia was invaded by warriors who participated in the  second Crusades in 1101. The Crusaders who left the toen to capture Dorilaion (Eskişehir) had met Turkish resistance. By the beginning of XII. Century emperor loannas Stratiotes had attemted to reangage the imperial territory and settled Pechenek and Serbian captives in Nicomedia. The town was under the dominance of Byzantium untill 1337.

Orhan Gazi who was the son of Osman Gazi took hold of Bursa in 1326. In 1327 Akçakoca Bey settled in the the South part of İzmit Gulf including Kandıra-Karamürsel region.

In 1330 İznik was captured. After a year İzmit had been taken hold. However by the aid Byzantium,the siege was failed.

Most of the fortresses nearby İzmit gave themselves up voluntarily in 1333 because of the good treatment of Ottomans. The famine in 1337 gave raise to surrendering. From this time İzmit had become a sajak (subdivision of a province) of Otoman Empire. Süleyman Pasha was the first sanjak bey (Chief) The people of İzmit resisted to the army commanded by Mirza Ebubekir sent  by  Timur who won the Ankara War in 1402. Süleyman Çelebi came to terms with Byzantium and gave the city intu their hands. Musa Çelebi came to terms city by dethroning Süleyman Çelebi. At the mean time Mehmed Çelebi defeted his older brother by support Byzantim anf ascended the throne the Ihrone in 1413.

The city had flourished in the period of 1413-1421.

A fierce earthquake was experienced in İstanbul and İzmir. 5 mosques, 300 houses, as well as Süleyman Pasha Medresseh were demolished. During the sovereign of Yavuz Sultan Selim, Abdüsselam Efendi, defterdar ( the offical who heads q provincial treasury), repared the shipdocks.

A plague epidemic gave much loss to İzmit in 1592. Shops were closed for six months.

The adversary climatic conditions in the winter of 1621 caused to freese İzmit Gulf. The prices were exorbitantly marked up by reason of decreasing in staple foods.

During the period of 1648-1687, during the power of Murad IV.Geogian Abdünnebi walked towards İzmit with the forces he gathered. The offical authorotatives tried to put down the rebellion in the city by had trenches dug in surrounding of the city and sent for soldiers from İstanbul. Georain Abdünnebi withdrew when he understood that defeat was decisive and was killed in 1659.

Abaza Hasan Ağa rebelled 1651 and plundered İzmit and its surroundings. İzmit was afficted much damage by this rebellion.

During the power of Ahmed III.İzmir prospered by the efforts od Damad İbrahim Pasha. During the eartquakes whick lasted for two months in 1703-1730 İzmit was demolshed seriosly and shipyards was out of function.

A calm climate was reigned over the until XIX. Century. In 1843 regular ship navigation was possible between İzmit and İstanbul. Haydarpaşa-İzmit railway, the first juncture of Anatolia-Bagdad railway, was in service in 1873. The trading life had been rejuvenated in 1880’s. At this time the bulk of population was Muslim. Armenians Grek and Jewish as well were in minority. In the period of 1855-1864 tge Circassians participated in the local population.

During the Otoman- Russa War in 1877-1878 the Muslim population who migrated from Rumeli and Eastern Blacksea  settled in the territory. In 1888 İzmit gained the status of independet sanjak with the name of Mutasarrıflık of İzmit. Selim Sırrı  Pasha the first Mutassarıf  tried to prosper the city by making new ways, struggling with malaria.

By end of XIX. Century many minority schools as an Americak sachool and a French Jesuit school were founded in the city by the missionary efforts.

City was afflicted again by an earthquake in 10 July 1894. It was invaded by England in 20 November 1918. At 27 October 1920 the Greed replaced the English. At 27 June 1921 İzmir was free invasion.

The province of Kocaeli was founded at 20 April 1924 just after the proclamation of Republic. The industry sector has always been prior in the economical life of the city. A boom was expenrienced in industrialization espencially in paper, petrochemistry and refinery.

The Technologies osed in these fields have created a change in the social and cultural life of the city. Employemenent possibilites gave rise to rapid migration to the city.

The problems resulted in the earthquake at 17 August 1999 have been solving in order to reach the earlier level of social and cultural structure.

Başkan'ın mesajı

  • Başkan'ın Mesajı - 2018 +

    Değerli Üyelerimiz, İzmit'e kültür,sanat ve turizm kenti kimliğinin kazandırılmasına, ulusal ve uluslararası kültür, sanat ve kent tanıtım projeleri düzenleyerek katkıda Devamını oku
  • Başkan'ın Mesajı - 2017 +

    Değerli Üyelerimiz, Özellikle son bir yılda toplumsal huzurumuzu bozmaya, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne ve ulusal egemenliğimize yönelik tarihte eşi benzeri görülmemiş Devamını oku
  • Başkan'ın Mesajı - 2016 +

    Değerli Üyelerimiz, Sivil toplum örgütlerinin gelişim süreci insan hayatıyla büyük benzerlikler taşır. 5. yaşımızda, kentin en çalışkan kültür ve sanat Devamını oku
  • Başkan'ın Mesajı - 2015 +

    Değerli Üyelerimiz, Bir kent düşünün, 450 civarında Kültür Bakanlığı tarafından tescillenerek koruma altına alınan kültür varlığına sahip olsun ama sanayi Devamını oku
  • Başkan'ın Mesajı - 2014 +

    Değerli Üyelerimiz, Her geçen gün artan bir istek ve tutkuyla “Dünya tarihi için Devamını oku
  • 1
  • 2

Sponsorlar